Pembe Maske İle Güzellik Bakımı

Son günlerde, özellikle ünlüler porselen gibi görünen ciltlerini bu maskeye borçlular.

Son günlerde güzellik merkezlerinde en çok konuşulan uygulamalarının pembe maske olduğunu belirten Kozmetisyen , ünlüler dünyasında da oldukça popüler olan pembe maskenin yararlarını ve uygulama alanlarını anlattı…

Pembe maskeyle ünlüleri hem gençleştirip hem de güzelleştiren Kozmetisyen , birçok ünlüyü bu yöntemle güzelleştirdik diyor.

Pembe maskenin yan etkisi yok!

- Pembe maskenin içinde ne var?

İçeriğinde doğal bitki kökleri var. Zaten rengini de doğal bitki köklerinden alıyor. Maskenin içinde doğal ısınmayı sağlayan kristal tuzlar bulunuyor. Dolayısıyla hemen ısınıyor. Isınma yeni hücre oluşumunu tetikliyor. Maskenin içindeki maddeler kişiye özel olarak değişiyor.

- Pembe maskeyi hangi yaş grubuna uyguluyorsunuz?

10 yaşındaki kişiye değil ama 15 yaşında akne problemi yaşayan kişilere uygulayabiliyoruz. Bu maskemizin özelliği cildi dengeye kavuşturması… Kişi krem sürer, ilaç sürer, bir türlü cildinde iyileşme göremez. Biz bu maskeyle cildin tazeliğe kavuşmasını sağlıyoruz. Bu maskenin yan etkisi hiç yok çünkü tamamen doğal!

- Pembe maskenin içeriği kişiye göre değişiyor mu?

Hayır. Burada yaptığımız her çalışmayı kişiye özel yapıyoruz. Mesela; bir sene evvel ünlü birisi geldi. Onun çok kuru ve hassas bir cildi var. Bu yüzden de kırışmıştı. Ona kırışık önleyici bir tedavi yaptık.

Popoyu kaldırıyoruz!

- Pembe maske vücuda uygulanır mı?

Bu maskenin özelliği ısınıp soğuması… Ürünü cilt altına indirmesi… Maskenin ısınıp soğumasıyla cilt sıkılaşıyor. Bu da bayanların bacaklara ve popolarındaki düşüklüğe iyi geliyor.

- Peki siz kendinize de bu maskeyi yapıyor musunuz?

Tabii ki 10 günde bir, 15 günde bir yapıyoruz. Cildi mevsime hazırlamak için güneşe çıkmadan önce, sonra ve kışa hazırlanırken bu maskeyi uyguluyoruz. Çünkü mevsimsel olarak cilt değişime uğruyor. Direkt güneşe çıkmadan cildi hazırlamak gerekiyor.

Kadın kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Zayıflamayı önleyen Diyet Hataları

Kilo verme çabasıyla ve tamamen iyi niyetle yapılan bazı hatalar sizi çıkmaza sürükleyebiliyor.

İşte sık yapılan 10 diyet hatası:

Baharın gelmesi ile birlikte hava sıcaklıkları da giderek artıyor. Kışın giyilen kalın ve katlı kıyafetlerin yerini ince hırka, tişört ve gömleklere bırakması fazla kiloları daha da görünür hale getirecek. Bu durum da “Kilo almak kolay, vermek zor” anlayışı çoğu zaman kişiyi umutsuzluğa düşürüyor.

Oysa unutulmamalı ki; diyet yapmak değil, kilo verme çabasıyla ve tamamen iyi niyetle yapılan bazı hatalar, sizi çıkmaza sürükleyebiliyor. Dyt. E. Yasemin Sancak’a göre diyette sık yapılan 10 yanlış var:

1) “Az yersem, kahvaltımı geç yapıp öğün atlarsam kilo verebilirim”

Ara öğün atladığınızda kan şekeri dengeniz olumsuz etkilenebilir. Bunu alışkanlık haline getirdiğinizde, hem sonraki öğünde daha fazla besin tüketirsiniz, hem de uzun süre herhangi bir besin tüketilmediği için, vücut sinyaller yollayıp kendini korumaya alır ve bir sonraki öğünü depolama eğilimi gösterir. Ayrıca, çok akıllı bir mekanizma olan metabolizma da koruma içgüdüsüyle yavaşlar ve yemediğiniz zaman yakmamaya başlarsınız. Bu durumun devamında kan şekeri dengesizlikleri ileri boyutlara taşınabilir.

2) “Bazı besinleri hayatımdan çıkarmak zorundayım”

Beslenme sosyal bir ihtiyaç olduğu için, herhangi bir sağlık sorunu olmadığı sürece (Diyabet, alerji, hipertansiyon vb.) besinlere yasak koymak mutsuzluk yaratır. Bu nedenle, sınırlı tüketmemiz gereken besinlerin bilincinde ama yasakların yer almadığı bir beslenme sistemi kullanılmalı ve vücutta denge sağlanmalıdır. En önemlisi de diyet yapan insan cezalı değildir. Tüm besinler yenebilir. Patates, havuç, mısır, bezelye, muz, incir, üzüm, kavun, karpuz, sütlü tatlılar, hatta çikolata bile, zorunluluk nedeniyle yasaklamak gerekmiyorsa; miktar, sıklık ve gerekiyorsa yanında dengeleyici unsur eklenerek yenebilir.

3) “Bir haftada 4-5 kilo vermeliyim”

Kilo kaybı hızının haftada, vücut ağırlığına göre orantılı olarak ortalama yarım ile bir buçuk kilo arasında olması önerilir. Bu değerlerin üzerinde kayıp olması durumunda ilk sorgulanacak madde, kilonun hangi kütleden olduğudur. Bir haftada büyük miktarlar verilebilir, fakat bu sağlıklı olmaz.

4) “Tek tip beslenerek hızla kilo verebilirim”

Lahana çorbası, keten tohumu, meyve diyetleri, limon suyu vb. tek tip, şok diyetler veya bir besinin mucizevi hale getirilmesi yanlış uygulamalardır. Yeterli ve dengeli beslenmeyi bir “puzzle”a benzetirsek, tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli oranlarda almamız gerekir. Herhangi bir besinin faydası da ancak bu puzzle içinde minik parçalar değerindedir. Yine tek tip beslenmede de hızlı kilo verilir ve su-kas kaybı yaşanır.

5) “Vücudumdaki su ve kas beni şişman gösteriyor”

Sağlık Köşesi kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Selülite çare besinler

Vücutta yağ depolarını boşaltan ve toksinleri atan bir diyetle portakal kabuğu görünümünden kurtulmak mümkün.

Selülitin oluşumunda genetiğin, olumsuz yaşam koşullarının, diyetin ve hormon düzeylerinin etkin olduğu biliniyor. Star gazetesinde yer alan habere göre, ne olursa olsun yağ depolarını boşaltan bir diyet ile selülitten kurtulmak mümkün.

Buna ek olarak, toksinlerin vücuttan atılması da selülit oluşumunu engelliyor. Çünkü toksinler deri sağlığına olumsuz etki yaratan yabancı maddelerdir. Organik sebze ve meyveler, toksinlerin vücuttan atılması için en doğru, sağlıklı ve yüksek besin değerine sahip besinlerdir. Bu taze sebze ve meyveler, yüksek oranda bitkisel yararlı kimyasalları içermesi, diyet lifinden zengin besinler olmaları ve selülitin çözülmesine yardımcı olan mineralleri barındırmaları açısından, mutlaka beslenmede yer almalı.

Hangi?sebze ve meyvelerin toksin attırdığını ve selüliti engellediğini veya oluşan selüliti yok ettiğini bilmek ister misiniz? Bezelye, taze yaban mersini, böğürtlen, kiraz, taze fasulye, mango, portakal, kabak, çilek, ahududu, kızılcık, greyfurt, elma, ıspanak, domates, rezene, dolmalık biber, kuşkonmaz ve havuç. Bu besinler yüksek miktarda esansiyel yağ asitleri ve antioksidanları içererek selülitin yok olmasına neden olmaktadırlar. Mutlaka uzak durulması gereken besinlerden ilki, alkoldür. Rafine edilmiş besinler koruyucu katkı maddeleri ve şeker içermesi nedeniyle selüliti tetiklerken, soda içimi ve yüksek miktarda hayvansal protein alımının da vücutta yağlanmayı arttırdığı, bölgesel yağlanmaya neden olduğu bildirilmektedir.

Anti selülit diyeti

TOKSİN?ATICI KAHVALTI: 450 kalori

1 su bardağı greyfurt suyu
1 yemek kaşığı lor peyniri
1 avuç içi kadar tuzsuz taze badem
1 ince dilim çok tahıllı kızarmış ekmek
1 su bardağı detoks çayı

YAĞ?YAKICI?ARA?ÖĞÜN: 60 kalori

1 yemek kaşığı yaban mersini veya bir mangonun dörtte biri veya 1 küçük boy ekşi elma veya 6 adet taze çilek

DÜŞÜK YAĞ İÇERİKLİ ÖĞLE: 475 Kalori

1 avuç içi kadar ızgara tavuk veya hindi veya mevsim balığı
1 dilim çok tahıllı kızarmış ekmek
1 kâse Selülit Önleyici Salata

TOK TUTUCU ARA ÖĞÜN: 60 kalori

4 kuru kayısı
2 kuru incir
5 tam taze ceviz

AKŞAM: 450 kalori

1 küçük tabak taze bezelye veya ıspanak veya kereviz veya taze fasulye veya kabak yemeği
1 dilim çok tahıllı kızarmış ekmek
1 kâse Selülit Önleyici Salata

YATARKEN: 110 kalori

1 su bardağı yağsız ılık süte yarım dal veya rulo tarçın ekleyip içilecek.

Detoks çayı tarifi

1 kupa sıcak kaynamış suya  1 dilim limon, 1 baş parmağı büyüklüğünde kuru zencefil, 1 dal veya rulo tarçın demletilir ve şekersiz kahvaltı sonrasında içilir.

 

Kadın kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Cilt Temizliği

İyi bir yüz temizliği, ciltteki yağın kirlenen kısmını ve fazlasını arındırmalı ancak tümünü silip süpürmemelidir.

Bütün bir yıl yaz mevsimini bekliyoruz. Ama hepsi iki aydan ibaret ve hemen geçip gidiyor. Eylül ayını yarıladık bile! Havada tatlı bir serinlik ve rüzgar hakim. Yağmur ise yağdı yağacak. Sonbahar evimize ve kendimize döndüğümüz bir mevsim. Zaten sıcaktan kaçmaya çabaladığımız hareketli bir dönemden sonra, biraz dinginliğe ve bakıma ihtiyacımız var. Şimdi sağlık sorunlarımızla ilgilenmenin, yavaş yavaş cildimizi ve yıpranan saçlarımızı toparlamanın zamanı geldi. Güneşin pırıltısı biraz daha azalınca derin bakımlara geçebiliriz.

CİLDİNİZİ TEMİZLEYİN

Eylül başı temizlik dönemidir. Bir seyahatten sonra eve döndüğünüzde ne yaparsınız? Önce evinizi toparlar ardından valizlerinizi boşaltıp son olarak da çamaşırlarınızı yıkarsınız. Bunlar, cildimiz için de geçerlidir. Cilt bakımında ilk adım, günlük temizliktir. Her sabah ve her akşam olmak üzere, günde iki defa cildimizi özenle temizlemeli ve tonikle silmeliyiz. Ardından nemlendiricimizi sürebiliriz. Birçok insan makyaj yapmayı ihmal etmez ancak cilt temizliğine gereken özeni göstermez. Oysa makyaj yapılsa da yapılmasa da, yüzünüzün düzenli olarak günlük birikimlerden arındırılması gerekiyor.

KURU CİLTLERE KREM

Yağlı ciltlerde jeller ve losyonlar, kuru ciltlerde kremler tercih edilir. Bu tip ürünlere, genel olarak “temizleme sütü” adı verilir. Bu tip temizleyiciler, özellikle kıl köklerinde bulunan sertleşmiş sebumun (cildin yağ salgısı) ve sebuma bulaşmış olan kir ve makyaj artıklarının temizlenmesinde çok etkilidir. Bu açıdan derin bir temizlik sağlarlar. Temizleme kremlerinde daha fazla yağ (%40-50) losyonlarda ise daha az yağ (%10-25) bulunur. Yağlar, ciltteki yağı (sebum, yağ ve makyaj artıkları), su ise suda eriyebilen maddeleri çözer. Kir ve keratin pulları gibi eriyemeyen maddeler ise tonikli pamukla silinerek temizlenir. Göz çevresindeki deri çok hassastır. Bu nedenle daima özel bir temizleyici tercih edilmeli ve göz çevresine çok nazik davranılmalıdır.

MİKROFİBER KUMAŞLAR

Cilt temizliği veya hafif peeling için özel olarak imal edilen mikrofiber kumaşlar ve eldivenler oldukça etkili bir şekilde temizliği tamamlarlar. Onları sadece su ile ıslatarak kullanırsanız, daha önce özenle temizlediğiniz yüzünüzden hala kir çıktığını fark edersiniz. İçinde hiçbir kimyasal olmadığı için en hassas ciltlere bile uygulanabilir. Her yerde bulunmuyor ama rastlarsanız hem yüzünüze hem de vücudunuza uygulayabilirsiniz.

TONİK TEMİZLİĞİ ÖNEMLİ

Cildin günlük bakımı yapılırken ikinci adım, kalan son artıkları arındıran ve gözenekleri sıkıştırmaya yarayan tonik uygulamasıdır. Temizleme kremleri ve losyonlar, sabunlar ve jeller ciltteki yağı ve suda eriyebilen maddeleri çözdükten sonra, kir ve keratin pulları gibi eriyemeyen maddeler tonikle silinerek temizlenir. Tonik, özel bir solüsyondur. Genellikle su ve alkol ile hazırlanır. Bazı toniklerde salisilik asit, portakal çiçeği kolonyası, gül suyu veya daha farklı maddeler de kullanılır. Tonik seçerken alkolsüz olanları tercih edin. Sade gül suyu ve maden sodası gayet iyi toniklerdir.

GÖZENEKLERİ TEMİZLEYİN

Gözeneklerin sıkışması aslında hatalı bir ifadedir. Çünkü gözeneklerin kas yapısı yoktur. Bu nedenle de açılıp kapanması veya sıkışıp gevşemesi söz konusu değildir. Ancak biriken kirler ciltteki gözenekleri tıkayarak zorlar ve genişlemesine yol açar. Tonikler bunları temizlediği için gözenekler tekrar normal boyutlarına dönerler. Tonikler düzenli olarak kullanıldığında gözeneklerin açılmasına pek fırsat kalmaz. Öte yandan, toniklerin içinde bulunan maddeler cildi biraz tahriş ettiği için dokular hafifçe şişer. Bu tepki gözenekleri geçici bir süre için sıkıştırır. Tabii bu yapısal bir değişiklik değildir, kısa süreli bir toparlanmadır.

 

Kadın kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Regl Sancılarını Azaltmağa Yarayan Vitaminler

Bilim adamlarının araştırmaları, mensturasyon (regl) döneminde E vitamini almanın özellikle genç kızlarda sıkça görülen sancıları azalttığını ortaya koydu.

Mensturasyon öncesi ve ilk günlerinde günde 200 mg E vitamini kullandırılan genç kızlarda sancıların azaldığı tespit edildi. Özellikle çok ağrı çekenlerde ağrıların azalma olasılığının çok daha yüksek olduğu vurgulandı.

İngiltere’de yayınlanan British Journal of Obstetrics’de yer alan makalede, mensturasyon (regl)sancılarının çok sayıda kadının günlük hayatını etkileyebildiği, iş kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekildi. Makalede, mensturasyon öncesi ve ilk günlerinde günde 200 mg E vitamini kullandırılan genç kızlarda sancıların azaldığının tespit edildiği bildirildi.

E vitamini kürü yaptırılan genç kızlarda mensturasyon döneminde kanamaların da azaldığını belirten bilim adamları, E vitamini alan kadınların, regl sancıları yüzünden kullandıkları ağrı kesicilerin sayısında da azalma kaydedildiğini bildirdi.

Özellikle çok ağrı çekenlerde ağrıların azalma olasılığının çok daha yüksek olduğunu vurgulayan bilim adamlarından Peter Bowen-Simpkins, “Bu yüz binlerce genç kızı etkileyen bir rahatsızlık konusunda sağlanmış önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir” dedi.

 

Kadın kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Reflü Nedir

Yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren hastalık, tedavi edilmezse yemek borusunu kansere yatkın hale getiriyor.

Mide içeriğinin yemek borusuna kaçması olarak tarif edilen reflünün günlük toplam süresi 24 saatin %4′lük süresini aşmazsa, bu durum fizyolojik olarak görülüyor. Ancak, mide içeriğinin bu süreden daha uzun zaman yemek borusunda kalması halinde fizyolojik reflüden çıkıp, hastalık haline dönüşmüş olarak kabul ediliyor ve şikayetlere yol açma olasılığı artıyor.

Sigara, çikolata, kahve, soğan, sarımsak, baharat, turşu gibi ekşi ve asitli yiyecek ve içecekler, aşırı yağlı kızartmalar, salçalı yemekler, et suyu ve poğaçalar, yemek borusundaki kapakçığı gevşeten besinler arasında. Uzman doktorumuz, “Batı tipi beslenme arttıkça, kilolar da artıyor. Bu da reflünün görülme sıklığını yükseltiyor” diyor ve ekliyor: “Tükürük salgısı az olan kişilerin yemek boruları tam olarak temizlenemediği için de daha fazla reflü şikayeti yaşanıyor.”

Mide yanması, kaynama, ağıza kadar mide içeriğinin gelmesi ve ekşime gibi belirtilerle ortaya çıkan hastalık, tedavi edilmezse yemek borusunda kansere yatkınlığı artırıyor. Toplumun önemli miktarda bir kesiminin hayatının bir döneminde reflüden yakındığını anlatan Murat Gürsoy, “Reflüyü ortaya çıkaran nedenlerin bir kısmı iyi bilinmekle birlikte, bazen nedenini açıklayamadığımız vakalar da olabiliyor. Bu hastalığın, çok hafif formları olabileceği gibi, kanser öncülü durumları da içerebilen şiddetli formları da görülebiliyor. Hastalık geniş bir yelpazede kendini gösterebiliyor. Bu nedenle reflü hastalığını, sadece var – yok veya siyah – beyaz gibi net bir biçimde ayıramıyoruz, hastalığın gri tonları da oluyor” diyor.

Endoskopi tanının olmazsa olmazı

Hastanın sağlık öyküsünün bilinmesi, hekime hastalıkla ilgili bilgi veriyor. Ayrıca endoskopi de tanı yöntemlerinden biri olarak kullanılıyor. Endoskopide, ucunda kamera bulunan plastik bir hortumla hastanın ağzından giriliyor. Bu hortumun ucundaki kamera sayesinde hastanın yemek borusu, midesi ve 12 parmak barsağı görüntüleniyor. Hekim, bu organları doğrudan görebildiği için tahrişi ve tahrişin derecesini daha iyi değerlendirebiliyor. Ayrıca bu yöntemle biyopsi de yapılabiliyor. Özellikle hastalığın uzun sürdüğü durumlarda bazı doku değişiklikleri ve kansere yatkınlığı artıran komplikasyonlar ortaya çıkıyor. Endoskopi tanı koymanın yanı sıra, reflünün hasta için bir tehdit yaratıp yaratmadığı ve nasıl bir tedavi yöntemi izlenmesi gerektiği konularında da önemli bilgiler veriyor. Bu nedenle endoskopi, reflü hastalığının tanısında olmazsa olmaz yöntemlerden biri olarak görülüyor.

Kişinin hastalık derecesi saptanabiliyor

Endoskopi sonucu negatif olsa bile kişide reflü olabileceğini belirten doktorumuz, şöyle devam ediyor: “Bu yüzden reflünün şiddetini saptamak için kullanılan başka yöntemler de bulunuyor. Bunlardan biri Manometre. Yemek borusu ile ucundaki kapağın basıncını ölçen Manometre, aynı zamanda kapağın gevşekliğinin derecesini saptamada da etkili oluyor. Reflü derecesinin ölçümünde kullanılabilen diğer bir yöntem de 24 saatlik PH metre monitorizasyonudur. PH metre denilen bir aletle, yemek borusuna kaçan asit, 24 saat boyunca monitörize edilerek bir kayıt cihazına aktarılıyor. Böylece günün hangi saat ve aktivitesi reflüye neden oluyor, ne kadar sürüyor gibi sorulara oldukça iyi yanıtlar verilebiliyor. Ölçüm sırasında belgelenen altı değişken bir araya getirilerek bu yöntemi geliştiren cerrahın adıyla anılan DeMeester değerleri veriliyor. Midedeki asidin ne kadarının yemek borusuna kaçtığı ve asidin ne kadar süre orada kaldığı ölçülüyor. Böylece kişinin hastalık derecesinde reflüsü olup olmadığı saptanıyor.”

Sağlık Köşesi kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Makyaj Temizliği Nasıl Yapılır

Makyajın ciltte oluşturacağı olumsuz etkilerden korunmak için makyaj temizliğine dikkat etmeli, cildimize zarar vermeden makyaj temizliğini yapmalıyız.

İşte uzmanların makyaj temizliği hakkında tavsiyeleri…

1- Bazı Akşamlar Makyajımı Silmeye Üşeniyorum. Böyle Zamanlarda Sabah Kalktığımda Ne Yapmalıyım?

Akşam yapmanız gereken işlemi sabah yapabilirsiniz. Cildinizi makyaj temizleyicisi bir ürün ile temizledikten sonra sabah kullandığınız toniğinizi uygulayabilirsiniz. Ancak tekrar makyaj yapacaksanız, biraz beklemelisiniz. Temizleme işleminden hemen sonra fondöten sürerseniz, cildiniz parlar ve fondötenin dayanma süresinde azalma meydana gelebilir.

2- Makyaj Temizleyici Ürünlerin Cildi Tedavi Edici Bir Etkisi Var Mı?

Her gün cildinizi temizleyerek cildinizin yaşlanma sürecini geciktiriyorsunuz. Yani makyaj temizlemek gelecek için yatırım yapmak demektir. Bazen bu temizleme işlemi sayesinde farkında olmadan cildinizde meydana gelen bakterilerden arınırıyorsunuz, bazen ise tıkanmış gözenekleri boşaltıyorsunuz. Bir şekilde cildinizin yaşlanmasına neden olan sorunları tedavi etmiş oluyorsunuz.

3- Çok Yoğun Bir Göz Makyajı Yapıyorum Ve Makyajı Silerken Zorlanıyorum. Kirpiklerimin Kopacağından Korkuyorum. Ne Yapmam Gerekiyor?

Yoğun göz makyajı yapan kadınlara genellikle gözler için özel olarak üretilmiş makyaj temizleyici ürünler tavsiye ediliyor. Yalnız göz makyajınızı temizlerken kullandığınız pamuğa çok miktarda ürün dökmek yerine birden fazla pamuk kullanmaya özen göstermeli, pamuğu bir müddet gözünüzün üstünde tuttuktan sonra kirpiklerinizi aşağıdan yukarıya doğru silmeyi denemelisiniz. Böylece kirpiklerinizde herhangi bir kopma işlemi meydana gelmez.

4- Bazen Suya Karşı Dayanıklı Maskara Kullanıyorum Ama Daha Sonra Silmekte Zorluk Çekiyorum. Bunun İçin Özel Bir Yöntem Var Mı?

Su ve yağ olmak üzere iki bazlı ürünleri tercih etmelisiniz. Ürünün yağ bazlı kısmı makyajı temizlerken, su bazlı kısmı yumuşatıyor ve kirpiklerin zarar görmesini engelliyor.

5- Sadece Yüz İçin Olan Makyaj Temizleyici Ürünü Gözlerimde de Kulanabilir miyim?

Tabi ki kullanabilirsiniz. Ancak uygulama sırasında gözünüzü kapalı tuttuğunuza özen göstermeli ve gözünüzü açmadan önce iyice yıkamalısınız. Göz makyajınızın tamamen sildiğinden emin olmak için de pamukta herhangi bir iz görmeyene kadar silme işlemine devam etmelisiniz. Burada dikkat etmeniz gereken en önemli şey aynı pamuğu birkaç kez kullanmamak. Uzmanlar makyaj temizlerken sürekli temiz pamuk kullanılmasının daha yararlı olduğunu dile getiriyor.

 

mutfakcaddesi.com

Kadın kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Saçları Hızlı Uzatmanın Yolları

Kırıklar yada çeşitli sebeplerden dolayı kestirdiğiniz saçlarınızı hemen eski haline döndermek istiyorsanız saçları uzatmanın yöntemlerini bu makalemizde açıklıyoruz.

MALZEMELER
10 gr entele otu (aktarlarda bulunmaktadır)
2 bardak sirke
2 bardak su
Badem yağı
Bepanthene

HAZIRLANIŞI
Aktardan aldığınız entele otunu sirke ve suyun içine katıp kaynatıyorsunuz. Suyun yarısı buharlaşıncaya kadar kaynatıyorsunuz ve tohumlarını süzüyorsunuz. Ilınmasını bekleyerek badem yağını ve bepantheneyi suya katıp karıştırıyorsunuz.

UYGULAMASI
Karışımı saç diplerinize masaj yaparak sürüyorsunuz ve bir naylon poşeti başınıza bağlayıp 10-15 dakika fön makinesi ile kurutuyorsunuz. Bir süre bekletip naylonu çıkardıktan sonra saçlarınızı yıkıyorsunuz.

SONUÇ
1 yerine 5 cm saçların uzaması oluyor.
Cosmotürk

Kadın kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yulafın Güzelleşmeye Olan Faydaları

Cilt güzelliğinde yulaf kullanımı ve uzun zamandır biliniyor. Cildi nemlendirmek, kırışıkları gidermek için önemli bir unsurdur yulaf. İçinde potasyum, magnezyum, fosfor, krom, demir ve mangezyum barıdıran bu doğal zenginlikliği hiçbir kadın yabana atmamalı.

Akneler için: Akne genellikle yağlı ciltlerde olur. Bunun için iki yemek kaşığı yulaf ununu bir yumurta akı karıştırın. Yumuşak kıvama gelmesini bekleyin. Eğer hala sertse biraz daha yumurta akı katıp yumuşatabilirsiniz. Elde ettiğiniz malzemeyi yüzünüze sürün. 20 dakika yüzde bekletin. Sonra yıkayın ve temiz ve kuru bir bezle silin.

- Cildi sıkılaştırmak için: Bunun için iki yemet kaşığı yulaf unu kullanın. İçine 1 çay kaşığı limon ekleyin. 1 yumurtanın beyazını katın ve hamur gibi yoğurun. Cildinizde 20 dakika beklettikten sonra soğuk su ile yıkayın. Daha sonra demlenmiş adaçayına batırılmış pamuk ile yüzünüzü silin.

- Çiller ve yaşlılık lekeleri için: İki yemek kaşığı yulaf ununa yağsız yoğurt veya ekşi süt katın. Bir tülbenti üçe katlayın ve yüzünüzün büyüklüğünde kesin. Bu tülbenti kaptakı karışıma batırın ve iyce ıslatın. Ve üç kat halindeki tülbenti yüzünüze yayın. Cildin malzemeleri iyice emmesi için 15-20 dakika geçmesi gerekir. Sonra soğuk suyla yıkayın.

- Cildin canlanması için: Bu besleyici ve canlandırıcı maske kuru ciltler için. Bir Yulaf ezmesi satın alın. Kahve değirmeni içinde yulafı çekin. (Dilerseniz aldığınız yerde de çektirebilirsiniz) İki kaşık çekilmiş yulaf unu içine bir çorba kaşığı ılık süt ve bir tatlı kaşığı zeytinyağı katın. Bir tatlı kaşığı a bal kadın. Yüzünüzde 20 dakika uygulayın. Ilık su ile yıkayın.
Cildi yenilemek için:

Kadın kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Meme Kanseri Psikolojisi

Kadını kadın yapan organlardan biri şüphesiz ki meme. Hasta memesini kanser yüzünden kaybettiği zaman ‘kadınlığından eksilmiş’ olduğunu düşünmeye başlıyor. Bu yüzden depresyona giriyor. Cinsel çekicilik endişesi artıyor. Memesi alınmış kadınların hayata bakışını, cinsel sorunlarını ve çözüm önerilerini uzman doktorumuzla konuştuk.Meme kanseri teşhisi konmuş kadın, ölümle yüz yüze olduğunu düşünüyor. Hayatında biri varsa kaybedeceği endişesi yaşıyor. Hayatındaki kişinin kendisini beğenmeyeceğini, yalnız ise kendisini kimsenin beğenmeyeceğini düşünüyor.

Hastalığın tedavisi sırasında ya da tedavi sonrasında psikiyatrik yardım için kadınlar psikiyatri kliniklerine yönlendiriliyor. psikolog-psikoterapistlerinden uzman doktorumuz, kanser yüzünden memesi kısmen ya da tamamen alınmış kadınlara yönelik çalışmalar yapıyor. Sohbetimiz memesini kaybetmiş kadının ne hissettiğini anlamaya çalışmakla başlıyor:

“Memesi alındığı için ‘kendini eksik’ gören kadınların sayısı hiç de az değil. Benim grubumdaki kadınlar aynaya bakmıyorlar. Orası yokmuş gibi davranıyor. Banyoda çırıl çıplak kalmıyor, iç çamaşırsız yıkanmıyor. Bedenine dokunmuyor. Ben çekici değilim, arzulanmıyorum diye düşünüyor. Cinsel isteksizlik yaşıyor, bunun akabinde, ağrılı cinsel ilişki, anorgazmi gibi sorunlar yaşıyor. Cinsellikten uzak duruyor.”

Her kanser vakasında meme kaybedilmiyor. Kısmi alınma var, total alınma var. Koltuk altından tüm memenin alındığı durumlar da var. Günümüz teknolojisinde çok iyi protezler var artık.

Kadın, Sağlık Köşesi kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın