Hak ve EÅŸitlik P
artisi genel başkanı Osman Pamukoğlu yaptığı açıklamada, partinin örgütlenmesinin daha önce hiçbir siyasi partinin gösteremediği ölçekte hızlı ilerlediklerini söyledi. Kurulalı sadece 2 ay olmasına rağmen partinin şu anda 40 il ve 60 ilçede örgütlenmesini tamamladığını belirtti. Bunun en temel sebebin , bu partiyi halkın kurması ve arkasında halkın bulunması olarak söyleyen Osman Pamukoğlu ; parti kurmak için çok ciddi finansman gerekmektedir, ancak biz bu finansmanı sağlamak için başka bir ülkeye ihtiyaç duymuyoruz bizim partimizin tüm finansmanı halk tarafından sağlanmaktadır dedi.
04
2008
Örgütlenme Hızla Devam Ediyor…
29
2008
Atarük ve Yalova Köşkünü Raylar Üzerinde Kaydırılması
Galiba şimdi anlatacağım inanılmaz projeyi de o gün düşünmeye
baÅŸladı. Hani ‘Bir daha böyle bir ÅŸeyle karşılaÅŸabilirsem nasıl müdahale
edebilirim’ diye. Çok deÄŸil doÄŸa katliamı, en kolay yaptığımız katliam.
Yıl 1930 ATATÜRK Yalova köşküne doğru çıkmakta. Bir de bakar bir
bahçıvan koca bir çınar aÄŸacını kesmek üzeredir. ‘Yahu’ der ’sen hayatında
hiç böyle bir ağaç yetişdirdinmiki? Kesmeye muktedir görüyorsun kendini ve
niye ?’ der. Bahçıvan derki; ‘PaÅŸam çınar aÄŸacının kökleri köşkün temelini
kaldırdı, yaprakları da köşkün pencerelerine müdahale ediyor. Ya köşkü
kaybedeceğiz ya ağacı keseceğiz. Onun için de kusura bakmayın ama biz ağacı
kesiyoruz’. Bir an düşünür; ‘Hayır gerekirse köşkü aÄŸaçtan uzaklaÅŸtırırız’
der. Derlerki bu gün Mustafa Kemal bir hoş. Ne demek köşkü tutupta ağaçtan
uzaklaştırmak? Ama inanırmısınız mühendis değil, mimar değil, ziraatçı değil
ama ne yapar biliyormusunuz? İstanbul’daki köprü altındaki tramvay raylarını
Yalova’ya taşıtır. Köşkü hiç yıkmadan olduÄŸu gibi tutarak kendisi de kazma
kürek temelini kazar ve köşkün altına tramvay raylarını döşeyerek köşkü
ağaçtan 4 metre 80 santim kenara çekerek hala Cumhuriyetimiz gibi ayakta
durmakta olan çınar ağacının kurtuluşunu temin eder.[2][2]
03
2008
BAHRİYE ÜÇOK CİNAYETİ-KARGOCU KIZ
KARGOCU KIZ
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve eski
milletvekili Doçent Dr.Bahriye Üçok, 6 Ekim 1990′da Ankara’daki evine
gönderilen bir kitabın içine yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Üçok, İslam dininin yanlış yorumlandığını, oruç
tutmanın zorunlu olmadığını, İslam’da başörtüsü kavramının da
bulunmadığını savunuyordu…
Üçok suikasti yıllarca karanlıkta kaldı. Ve Mayıs 2000′de UÄŸur Mumcu
cinayetiyle ilgili Umut Operasyonu baÅŸlatıldı. Ankara’da yakalanan ve
kendilerine “Kudüs komandoları” adını veren sanıkların sorgulaması
sonucu Üçok’a yönelik olay da aydınlatıldı. “Tekin” kod adlı Ferhan
Özmen’in parmak izi, Üçok’a gönderilen bombalı pakette tespit edilen
parmak iziyle örtüşüyordu.
Prof. Dr. Muammer Aksoy’un 31 Ocak 1990′da Bahçelievler’deki evinin
giriÅŸinde silahla, Doç. Dr. Bahriye Üçok’un 6 Ekim 1990′da evine
gönderilen bombalı paketle 24 Ocak 1993′te UÄŸur Mumcu’nun aracına konan bomba ile ve 21 Ekim 1999 günü de Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın, otomobiline konan bomba ile öldürülmeleri olaylarını kapsayan Umut Operasyonu’na iliÅŸkin davada, sanıklar, müebbet ve çeÅŸitli hapis
cezalarına çarptırıldı.
Üçok’un hayatına mal olan bombalı paket, İstanbul’da Ekspres Kargo’nun PerÅŸembe Pazarı Åžubesi’nden postalanmıştı. Paketi teslim alan isim ise Gülay Calap adlı bir kargo görevlisiydi. O günlerde “Kargocu kız” olarak anılan 1970 doÄŸumlu Gülay Calap, Doçent Üçok gibi Trabzon doÄŸumluydu ve Marmara Üniversitesi İletiÅŸim Fakültesi’nde okuyordu.
İfadesinde paketi getirenlerin eşgallerini verdi, robot resimler
çizildi. Ardından kayıplara karıştı. Yıllar sonra, 16 Ocak 1994 günü ise
İzmir’de Türkiye Devrimci Halk Partisi İzmir sorumlusu olarak gözaltına
alındı. Örgütün PKK’nın bir yan kuruluÅŸu olduÄŸu öne sürülüyordu.
Mahkeme, Calap’ı 22 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Umut Operasyonu davasında yargılanıp mahkum olan sanıkların davaları Yargıtay tarafından “Calap’ın mahkemede tanık olarak dinlenmemesi” nedeniyle bozuldu. Sonra o da mahkemeye getirildi ama sanık sandalyesinde oturan kiÅŸileri teÅŸhis edemedi. Paketi teslim eden kiÅŸiden telefon numarası alırken yüzüne bakmıştı. “Orta boylu, ince bıyıklı bir kiÅŸi” diye hatırlıyordu ama ”Paketi veren kiÅŸiyi bugün yakalayıp getirseler, o ÅŸahıs demem mümkün deÄŸil” diyordu.
ŞİMDİ NEREDE?
İşte bir zamanlar “Üçok suikastinin kilit ismi” denilen, sonra ortadan
kaybolan ve ardından PKK ile baÄŸlantılı bir örgüt nedeniyle hapse mahkum olup 12 yıl yattıktan sonra serbest kalan “kargocu kız” bugün nerede dersiniz? Gülay Calap, DTP’nin 8 Kasım 2007 günü yapılan kongresinde, önce Parti Meclisine, sonra MYK’ya seçildi. Åžimdi ise DTP Genel BaÅŸkan Yardımcısı…
Üçok suikastindeki “kargocu kız” tam 17 yıl sonra DTP kongresinden
çıktı. Hem de partinin yöneticisi olarak…
Gülay Calap, Çanakkale’de 21 Mart 2007 tarihinde, DTP Parti Meclisi üyesi olarak katıldığı Nevruz etkinliÄŸinde yaptığı konuÅŸmada, bölücü terör örgütü PKK’yı ve lideri Abdullah Öcalan’ı övdüğü iddiasıyla, “suç ve suçluyu alenen övmek” suçlamasıyla adliyeye sevk edildi.
Çanakkale Sulh Ceza Mahkemesi’nde 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Gülay Calap, bugüne kadarki iki duruÅŸmaya katılmadı ve talimatla ifadesi alındı.
Calap hakkındaki davanın üçüncü duruÅŸması 24 Ocak’ta yapılacak.
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Onder’in , “Ne mutlu Turkum diyene!”
anlayısına karsi cikan herkes Turkiye Cumhuriyeti’nin dusmanidir ve oyle kalacaktır.
Not: Bu Yazı http://www.bizkackisiyiz.com adresinden alınan Serdar Hoş adlı kişinin yazdığı bir yazıdır.
22
2008
Sıra Size Gelecek (Bekir Çoşkun)
Sıra size gelecek…
TÜM bu olanlara şaşırmayın.
Bunlar olacaktı.
Çünkü karşı devrimdir bu…
Niçin anlamıyorsunuz?..
*
Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı hiçbir zaman sıradan siyasi çekişmeler değildi.
Rejimdi ortada olan.
Laik cumhuriyeti yıkıp, ABD’nin BOP projesi kapsamında “Ilımlı İslam” modelini kurmak isteyenler, masum maskeleriyle gelip saf kitleleri arkalarına alarak, önce siyasi iktidarı, yerel yönetimleri, bürokrasiyi… PeÅŸinden bağımlı-bağımsız örgütleri-kurumları-kuruluÅŸları ellerine geçirdiler.
Sonra en dibinden tepesine kadar devleti…
Sizler her sabah uyandığınızda bir baÅŸka parçanın “elden gittiÄŸini” gazetelerden okumadınız mı?
Ya da o “Kanlı mı olacak, kansız mı?” sinyalini nasıl anlamadınız?
Adım adım geliyordu karşı devrim.
*
Ve uyuyordu Türkiye.
Gaflet de vardı, ihanet de…
Kimisinde; Batı medeniyetinden nefret eden dincilerin, Türkiye’yi AB’ye taşıyacağını umacak kadar ahmaklık…
Kimisinde; kendi çıkarını Türkiye’nin geleceÄŸinden daha önde görecek kadar alçaklık…
Ama en çok; küçük pis hesaplar, deÄŸmez çıkarlar, basit ikbal beklentileri içinde olan aydınlar yaktılar Türkiye’nin canını. Biz onlara “aydınların ihaneti” diyorduk bu köşelerde.
*
Olan oldu.
Bu gördükleriniz; direnen, cumhuriyet devrimine ihanet etmeyen, boyun eğmeyen, yürekli, yiğit insanların temizlenmesi aşamasıdır.
Daha çok şey göreceksiniz.
Daha sabahlar çok beter haberlere gebe…
Sinmeyen, pısmayan, çocuklara sözü ve yüreği olan, vatana sevdalı insanların başlarına örülen entrikaları ve kirin-pasın içine sürüklenişlerini daha çok duyacaksınız.
Hálá anlamayan-görmeyen varsa…
Uzun sürmez…
Sıra gelecek.
BEKİR ÇOŞKUN/Hürriyet Gazetesi 22 Mart 2008