Mayıs 29th, 2008 by sitesahibi
ATATÜRK’ün cevabı ATATÜRK’çedir. Derki ‘Ben en zor olanı
yapayımda siz arkamdan kolayları nasıl olsa yaparsınız.’ Ne bilsin ki en
kolayları bile çabuk yıkabildiğimizi ama, bu aradaTahsin ÇOŞKAN ‘Paşam burda
hiçbir şey yetişmez, pek uğraşmayın’ der. Ama dinleyen kim. Derki ‘Tahsin
buraya ziraatçileri getir ve incele bana resmi bir yazı getir burasıyla
ilgili’. Biraz sonra Tahsin COŞKAN çok mutlu, kendi dediği çıktı, üzerinde
‘Burada hiçbirşey yetişmez’yazılı, altında da ziraatçilerin imzasının olduğu
bir belgeyi Mustafa Kemal’in önüne koyar. ATATÜRK biraz mütebbessim okur bu
yazıyı. Kaleme alır, bu kağıdın yanına aynen şunları yazar ‘BURASI VATAN
TOPRAĞIDIR, KADERİNE TERK EDEMEYİZ’. Etmez de. Aynı Sakarya savunması gibi
akasya savunmasını ele alır, çam ve köknarı oraya 30 Ağustos olarak tamamlar
ve hiç unutmayacağımız bir gün, lütfen hiç unutmayın, tarihte atladık bu
günü, 25 Mayıs 1933. Ne yapar biliyor musunuz? Hani 5 Haziranlarda
kutladığımız bir gün var, çevre günü değil mi? Çevre günü ne zaman
kutlanmaya başladı? 1980 den sonra. Peki 25 Mayıs 1933, ATATÜRK ne yaptı?
İlk Çevre günü kutlamasını yaptı. Hem de bugün okullara soruyorum diyosunuz
ki ne yaptınız diye ‘ya ağaç diktik diyorsunuz ya çöp topladık’ öyle falan
değil. Bütün Ankara halkını bedava trenlerle buraya getirtiyor, ağaçlar boy
vermişler, altında dinlenmektedirler, havuz yapılmıştır, çocuklar
yüzmektedirler. Hatta bütün masrafı cebinden ödemiştir ama karı da
almamıştır, buraya bir fabrika yaptırmıştır, süt ürünleri üretilmektedir,
herkes yamektedir. Herkes çok mutlu ama en mutlusu Mustafa Kemal ATATÜRK.
Nebizade diye bir arkadaşı var, Nebizade’nin kafa çok karışık.
‘Yahu paşam senden başka bir tek kişi burada bir ağaç yetişeceğine inanmadı.
Peki sen nasıl anladın burda orman olacağını?’ der. ‘Gel Nebizade gel, şimdi
anlatayım sana. Hani Tahsin ÇOŞKAN’ın burda birşey yetişmez dediği günün
akşamı tebdili kıyafetle Çankaya’dan kaçtım, burdaki köylülere geldim.
Köylüler beni tanımadılar. Köylülere, ağalar dedim burda ağaç yetişip
yetişmeyeceğini bana en kolay yoldan nasıl ispat edersiniz dedim. ‘Al
dediler’, bana bir testi su verdiler, bir de kazma kürek. ‘Kaz orayı iki gün
sonra gel biz sana ne olacağını söyleriz’ dediler. Ah o iki gün Çankaya’da
nasıl geçti bir Allah bilir bir de ben. İki gün sonra gittim testiyi
çıkardım, testinin içinde su bitmişti, köylülere uzattım. Dediler ki bana
‘ağa testide su kalmamış, toprak su emiyor, bakma bunun üstünün kurak
olduğuna, biraz uğraş burda ne ekersen biçersin’. Ve hani Tahsin COŞKAN’ın o
raporu bana getirdiği gün ben çoktan projeye başlamış epey de ilerlemiştim’
diyecektir.
Dünya lideri olmak öyle kolay değil biliyor musunuz. Hani
ATATÜRK’e kimdi en çok karşı çıkan, evet Tahsin COŞKAN’dı. Onu da ATATÜRK
buraya müdür tayin eder. Evet lider olmak hakikaten kolay iş değil. Bu arada
biz bu 130 belgeye hiç çalışmamışız. Çalışmadığımızın en acı örneğini
Türkiye yaşadı zaten. Neydi o örnek ‘17 Ağustos depremi’. Evet deprem bir
kaderdir ama kader olmanın ötesinde dolgu alan çöktü, dolgu binalar çöktü.
Oysa 1930′dan beri bize ‘lütfen tabiatla oynamayın, tek bir ağaçla bile
oynamayın’ diye bize örnek olan bir liderimiz varken yaşadık bu acıyı
Posted in atatürk hatıraları, cumhuriyet tarihi, atatürk, atatürk hikayeleri | No Comments »
Mayıs 29th, 2008 by sitesahibi
Galiba şimdi anlatacağım inanılmaz projeyi de o gün düşünmeye
başladı. Hani ‘Bir daha böyle bir şeyle karşılaşabilirsem nasıl müdahale
edebilirim’ diye. Çok değil doğa katliamı, en kolay yaptığımız katliam.
Yıl 1930 ATATÜRK Yalova köşküne doğru çıkmakta. Bir de bakar bir
bahçıvan koca bir çınar ağacını kesmek üzeredir. ‘Yahu’ der ’sen hayatında
hiç böyle bir ağaç yetişdirdinmiki? Kesmeye muktedir görüyorsun kendini ve
niye ?’ der. Bahçıvan derki; ‘Paşam çınar ağacının kökleri köşkün temelini
kaldırdı, yaprakları da köşkün pencerelerine müdahale ediyor. Ya köşkü
kaybedeceğiz ya ağacı keseceğiz. Onun için de kusura bakmayın ama biz ağacı
kesiyoruz’. Bir an düşünür; ‘Hayır gerekirse köşkü ağaçtan uzaklaştırırız’
der. Derlerki bu gün Mustafa Kemal bir hoş. Ne demek köşkü tutupta ağaçtan
uzaklaştırmak? Ama inanırmısınız mühendis değil, mimar değil, ziraatçı değil
ama ne yapar biliyormusunuz? İstanbul’daki köprü altındaki tramvay raylarını
Yalova’ya taşıtır. Köşkü hiç yıkmadan olduğu gibi tutarak kendisi de kazma
kürek temelini kazar ve köşkün altına tramvay raylarını döşeyerek köşkü
ağaçtan 4 metre 80 santim kenara çekerek hala Cumhuriyetimiz gibi ayakta
durmakta olan çınar ağacının kurtuluşunu temin eder.[2][2]
Posted in atatürk hatıraları, cumhuriyet tarihi, atatürk, atatürk hikayeleri, Tüm Yazılar | No Comments »
Mayıs 29th, 2008 by sitesahibi
ATATÜRK’ü ağlarken tarih çok ender tespit etmiştir. 25 yıllık
araştırmacıyım, 7 tespitim oldu. İlki Çanakkale’de topçu atışımız başladığı
sırada döktüğü gözyaşıdır, bir diğeri ise hepimizin bildiği bir hikaye ama
ben yine de anlatacağım. O günün Ankarası kurak, çorak bir köy. Çankaya’dan
meclise gelirken yol üzerinde sadece ama sadece bir tek iğde ağacı varmış.
ATATÜRK o iğde ağacının önünden geçişlerinde arabasını durdururmuş, inermiş
ve o iğde ağacına selam verirmiş. ‘Aman demişler paşam ne yapıyorsunuz
böyle?’, ‘Eee o demiş yediğim meyvenin, sığındığım gölgenin, soluduğum
havanın bir neferi. En az diğer neferler kadar bunun da selama hakkı var’.
Yani ‘niye şaşırıyorsunuz?’ der gibiymiş. Ve bir gün yanında bulunan
arkadaşına ‘İşte bu benim…’ derken bide bakıyor ağaç yok ortada hemen
iniyor ‘Ne yaptınız bu ağaca’ diyor. ‘Paşam’ diyorlar ‘yolu genişletmek için
mecburduk kestik o ağacı’. ‘Yahu diyor bitek bana soraydınız bu ağacı
kurtaracak bir yolu mutlaka bulurdum’ diyor. Daha fazla dayanamıyor,
arabasına biniyor, şoförünün ve arkadaşının gözü önünde hüngür hüngür
ağlamaya başlıyor. Bir tek iğde ağacı için mi dersiniz? Hayır. Çok zor
şartlarda kurtardığı bu topraklarda yetişen bir canlıdır ve lideri olduğu
için de bu toprakların da o iğde ağacının da sorumluluğu Mustafa Kemal’in
omuzlarındadırda onun için.
Posted in atatürk hatıraları, cumhuriyet tarihi, atatürk, atatürk hikayeleri | No Comments »
Mayıs 29th, 2008 by sitesahibi
Hadi gelin Haiti’ye gidelim. Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı
ölür. Bir vasiyet bırakmıştır. Haiti’ye baktım haritada bir kutup kadar uzak
ülke. Haiti Cumhurbaşkanı 1996 da öldüğünde vasiyeti açılır. Vasiyetinde
mezar taşına yazılması için bir metin bırakmıştır. Haiti Cumhurbaşkanının
bugün mezar taşında yazan hitabeyi sizlere okumak istiyorum. Diyorki ‘Bütün
ömrüm boyunca Türkiye’nin lideri Mustafa Kemal ATATÜRK’ü anlamış ve
uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm’
Peki yıllar bir şey değiştirir mi? Hayır. 2000 yılında bizim
medyanın kaçırdığı bir bilgi var, ABD Başkanı milenyum mesajını veriyor.
Mesajın bir yerinde aynen şunları söyler; ‘Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur
ki tek devlet adamı Mustafa Kemal ATATÜRK’tür. Çünkü o yılın değil asrın
lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir.’ 2000 de ABD Başkanına işte bu
gerçeği de ifade ettirebilen bir Mustafa Kemal var. Asker Mustafa Kemal’in,
Devlet adamı Mustafa Kemal’in çok dışında bir Mustafa Kemal.
2003 de bir şey değişti mi?, 2004? Hayır. 2004 de bir konferans
veriyorum birden bir hanımefendi ayağa fırladı. Dediki ‘Ben Norveçliyim ve
şu anda Norveç’te çok sık kullandığımız bir deyim var, bu deyimin anlamını
anladım’ dedi. Hanımefendi ‘nedir o deyim’ dedim. ‘Norveççe’de ‘ATATÜRK gibi
düşünmek’ deyimi var. Çok sık kullanırız bu deyimi’ ‘nerelerde
kullanırsınız’ dediğimde ‘Hani bir problem veririz çöz diye o da tembellik
eder çözmez. Deriz ki ona bu problemin mutlaka çözümü var. Birde ATATÜRK
gibi düşün’. O gün otelime geldim televizyonu açtım o kadar çok kişiye bir
de ATATÜRK gibi düşün dediğimi hatırlıyorumki galiba Norveççe’den çok bizim
dilimizin bu deyime fazlasıyla ihtiyacı var diye düşünmeden de edemedim.
Bir İngiliz gazeteci ATATÜRK’le bir röportaj yapar. Röportajını
Amerikan Büyük Kütüphanesinden bulup getirttim ve bir yerinde Mustafa
Kemal’e şöyle sorar gazeteci; ‘Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor
musunuz?’ Mustafa Kemal’in cevabı aynen şöyle :
‘Şartlarımızı koyarız. Kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz
üye olmak için. Eğer davet gelirse düşünürüz’. Evet, Birleşmiş Milletler
sadece Türkiye’yi davet edebilmek için yasasını değiştirir ve ilk davet
edilen ülke olur Mustafa Kemal’in ülkesi, Türkiyesi Birleşmiş Milletlere.
Sanıyorum ondan feyz alacağımız çok şey var aslında Mustafa Kemal’den. Ama
bu arada 2005′de bir yabancı gazeteyi okuyorum.
Sürmanşet büyük puntolarla şu başlığı atmış ‘Bu gün Ortadoğu’ya düzinelerle
ATATÜRK lazım’. dedim yazara ATATÜRK ‘ü hiç tanımıyor herhalde. Düzineye hiç
gerek yok tek bir tanesi de yeterdi aslında.
Posted in atatürk hatıraları, cumhuriyet tarihi, atatürk, atatürk hikayeleri | No Comments »
Mayıs 29th, 2008 by sitesahibi
Yıl 1976, UNESCO üyelerine bir öneriyle gelir. Öneri paketindeki
bir cümleyi sizlere okumak istiyorum. Diyorki ‘Bu gün UNESCO’nun üzerinde
çalıştığı bütün projelerin isim babası Mustafa Kemal’dir.’ Öneri nedir ?
Öneri ise onun doğumunun yüzüncü yılında, 152 üyesi vardı UNESCO’nun 152
ülkenin devletleri aynı anda kutlasın önerisidir. Birden İsveç delegesi
ayağa kalkar ve şöyle söyler:
‘Ne yani dünyada bu kadar devlet adamı var hepsinin doğum gününü
böyle kutlayacak mıyız?’ şeklindeki kinayeli sözlerine, Rus delegesi ayağa
fırlar yumruğunu masaya vurur ve 152 ülkenin delegelerine aynen şöyle
söyler;
‘Genç delege arkadaşım hatırlatmak isterimki ATATÜRK öyle
dünyadaki herhangi bir lider değildir, bırakın onu bir yıl anmayı her ülke
her problemimizde çare olarak aramalıyız’ sözlerini döktürtebilen bir
Mustafa Kemal. Sonra nemi olur? UNESCO tarihinde ilk ve tekdir hiç negatif
oy yok, hiç çekimser oy yok 152 ülke şu metne imza atar; hani İsveç delegesi
demişti ya ‘ne yani’ diye. O İsveç delegesi bu imzanın atıldığı gün
mikrofona gelir ve aynen şunları söyler;
‘Ben ATATÜRK’ü inceledim bütün ülkelerden özür diliyor ilk imzayı
ben atıyorum’ diyecektir.
İşte o muhteşem belge diyorki;
‘ ATATÜRK KİMDİR; ATATÜRK ULULARARASI ANLAYIŞ, İŞBİRLİĞİ, BARIŞ YOLUNDA ÇABA
GÖSTERMİŞ ÜSTÜN KİŞİ, OLAĞANÜSTÜ DEVRİMLER GERÇEKLEŞTİRMİŞ BİR İNKİLAPÇI,
SÖMÜRGECİLİK VE YAYILMACILIĞA KARŞI SAVAŞAN İLK ÖNDER, İNSAN HAKLARINA
SAYGILI, DÜNYA BARIŞININ ÖNCÜSÜ, BÜTÜN YAŞAMI BOYUNCA İNSANLAR ARASINDA
RENK, DİL, DİN, IRK AYIRIMI GÖSTERMEYEN, EŞİ OLMAYAN DEVLET ADAMI, TÜRKİYE
CUMHURİYETİNİN KURUCUSU’
Posted in atatürk hatıraları, cumhuriyet tarihi, atatürk, atatürk hikayeleri | No Comments »