Hak ve Eşitlik Partisi
Ey türk Gençligi

Trikopis ve Atatürk

Mayıs 29th, 2008 by sitesahibi

Bu verdiğim örnek dünyada tek olan örnektir. Zaten herhalde bir
başkasına da rastlamamız mümkün değil. En büyük düşmanı; hani şu ordularını
denize döktüğü düşmanı, Yunan başkomutanı Trikopis. Hiçbir zorlama olmadan,
hiçbir baskı olmadan her Cumhuriyet bayramı Atina’daki Türk büyükelçiliğine
gidiyor Trikopis, ATATÜRK’ün resminin önüne geçiyor ve saygı duruşunda
bulunuyor. Böyle bir saygıyı en büyük düşmanında uyandırabilen bir Mustafa
Kemal.

Posted in atatürk hatıraları, cumhuriyet tarihi, atatürk, atatürk hikayeleri | 1 Comment »

BAHRİYE ÜÇOK CİNAYETİ-KARGOCU KIZ

Nisan 3rd, 2008 by sitesahibi

KARGOCU KIZ

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve eski
milletvekili Doçent Dr.Bahriye Üçok, 6 Ekim 1990′da Ankara’daki evine
gönderilen bir kitabın içine yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Üçok, İslam dininin yanlış yorumlandığını, oruç
tutmanın zorunlu olmadığını, İslam’da başörtüsü kavramının da
bulunmadığını savunuyordu…

Üçok suikasti yıllarca karanlıkta kaldı. Ve Mayıs 2000′de Uğur Mumcu
cinayetiyle ilgili Umut Operasyonu başlatıldı. Ankara’da yakalanan ve
kendilerine “Kudüs komandoları” adını veren sanıkların sorgulaması
sonucu Üçok’a yönelik olay da aydınlatıldı. “Tekin” kod adlı Ferhan
Özmen’in parmak izi, Üçok’a gönderilen bombalı pakette tespit edilen
parmak iziyle örtüşüyordu.

Prof. Dr. Muammer Aksoy’un 31 Ocak 1990′da Bahçelievler’deki evinin
girişinde silahla, Doç. Dr. Bahriye Üçok’un 6 Ekim 1990′da evine
gönderilen bombalı paketle 24 Ocak 1993′te Uğur Mumcu’nun aracına konan bomba ile ve 21 Ekim 1999 günü de Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın, otomobiline konan bomba ile öldürülmeleri olaylarını kapsayan Umut Operasyonu’na ilişkin davada, sanıklar, müebbet ve çeşitli hapis
cezalarına çarptırıldı.

Üçok’un hayatına mal olan bombalı paket, İstanbul’da Ekspres Kargo’nun Perşembe Pazarı Şubesi’nden postalanmıştı. Paketi teslim alan isim ise Gülay Calap adlı bir kargo görevlisiydi. O günlerde “Kargocu kız” olarak anılan 1970 doğumlu Gülay Calap, Doçent Üçok gibi Trabzon doğumluydu ve Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okuyordu.
İfadesinde paketi getirenlerin eşgallerini verdi, robot resimler
çizildi. Ardından kayıplara karıştı. Yıllar sonra, 16 Ocak 1994 günü ise
İzmir’de Türkiye Devrimci Halk Partisi İzmir sorumlusu olarak gözaltına
alındı. Örgütün PKK’nın bir yan kuruluşu olduğu öne sürülüyordu.
Mahkeme, Calap’ı 22 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Umut Operasyonu davasında yargılanıp mahkum olan sanıkların davaları Yargıtay tarafından “Calap’ın mahkemede tanık olarak dinlenmemesi” nedeniyle bozuldu. Sonra o da mahkemeye getirildi ama sanık sandalyesinde oturan kişileri teşhis edemedi. Paketi teslim eden kişiden telefon numarası alırken yüzüne bakmıştı. “Orta boylu, ince bıyıklı bir kişi” diye hatırlıyordu ama ”Paketi veren kişiyi bugün yakalayıp getirseler, o şahıs demem mümkün değil” diyordu.

ŞİMDİ NEREDE?

İşte bir zamanlar “Üçok suikastinin kilit ismi” denilen, sonra ortadan
kaybolan ve ardından PKK ile bağlantılı bir örgüt nedeniyle hapse mahkum olup 12 yıl yattıktan sonra serbest kalan “kargocu kız” bugün nerede dersiniz? Gülay Calap, DTP’nin 8 Kasım 2007 günü yapılan kongresinde, önce Parti Meclisine, sonra MYK’ya seçildi. Şimdi ise DTP Genel Başkan Yardımcısı…

Üçok suikastindeki “kargocu kız” tam 17 yıl sonra DTP kongresinden
çıktı. Hem de partinin yöneticisi olarak…

Gülay Calap, Çanakkale’de 21 Mart 2007 tarihinde, DTP Parti Meclisi üyesi olarak katıldığı Nevruz etkinliğinde yaptığı konuşmada, bölücü terör örgütü PKK’yı ve lideri Abdullah Öcalan’ı övdüğü iddiasıyla, “suç ve suçluyu alenen övmek” suçlamasıyla adliyeye sevk edildi.
Çanakkale Sulh Ceza Mahkemesi’nde 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Gülay Calap, bugüne kadarki iki duruşmaya katılmadı ve talimatla ifadesi alındı.
Calap hakkındaki davanın üçüncü duruşması 24 Ocak’ta yapılacak.

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Onder’in , “Ne mutlu Turkum diyene!”
anlayısına karsi cikan herkes Turkiye Cumhuriyeti’nin dusmanidir ve oyle kalacaktır.

Not: Bu Yazı http://www.bizkackisiyiz.com adresinden alınan Serdar Hoş adlı kişinin yazdığı bir yazıdır.

Posted in Tüm Yazılar | No Comments »

Sıra Size Gelecek (Bekir Çoşkun)

Mart 22nd, 2008 by sitesahibi

Sıra size gelecek…

TÜM bu olanlara şaşırmayın.

Bunlar olacaktı.

Çünkü karşı devrimdir bu…

Niçin anlamıyorsunuz?..

*

Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı hiçbir zaman sıradan siyasi çekişmeler değildi.

Rejimdi ortada olan.

Laik cumhuriyeti yıkıp, ABD’nin BOP projesi kapsamında “Ilımlı İslam” modelini kurmak isteyenler, masum maskeleriyle gelip saf kitleleri arkalarına alarak, önce siyasi iktidarı, yerel yönetimleri, bürokrasiyi… Peşinden bağımlı-bağımsız örgütleri-kurumları-kuruluşları ellerine geçirdiler.

Sonra en dibinden tepesine kadar devleti…

Sizler her sabah uyandığınızda bir başka parçanın “elden gittiğini” gazetelerden okumadınız mı?

Ya da o “Kanlı mı olacak, kansız mı?” sinyalini nasıl anlamadınız?

Adım adım geliyordu karşı devrim.

*

Ve uyuyordu Türkiye.

Gaflet de vardı, ihanet de…

Kimisinde; Batı medeniyetinden nefret eden dincilerin, Türkiye’yi AB’ye taşıyacağını umacak kadar ahmaklık…

Kimisinde; kendi çıkarını Türkiye’nin geleceğinden daha önde görecek kadar alçaklık…

Ama en çok; küçük pis hesaplar, değmez çıkarlar, basit ikbal beklentileri içinde olan aydınlar yaktılar Türkiye’nin canını. Biz onlara “aydınların ihaneti” diyorduk bu köşelerde.

*

Olan oldu.

Bu gördükleriniz; direnen, cumhuriyet devrimine ihanet etmeyen, boyun eğmeyen, yürekli, yiğit insanların temizlenmesi aşamasıdır.

Daha çok şey göreceksiniz.

Daha sabahlar çok beter haberlere gebe…

Sinmeyen, pısmayan, çocuklara sözü ve yüreği olan, vatana sevdalı insanların başlarına örülen entrikaları ve kirin-pasın içine sürüklenişlerini daha çok duyacaksınız.

Hálá anlamayan-görmeyen varsa…

Uzun sürmez…

Sıra gelecek.

BEKİR ÇOŞKUN/Hürriyet Gazetesi 22 Mart 2008

Posted in Tüm Yazılar | No Comments »

8 MART KADIN GÜNÜ ÇAĞLAYAN MİTİNGİ HAKKINDA

Mart 16th, 2008 by evdeneve
8 MART KADIN GÜNÜ ÇAĞLAYAN MİTİNGİ HAKKINDA ,VAKİT GAZETESİ YAZARI ABDURRAHİM KARAKOÇ NE DÜŞÜNÜYOR Ona mı gitmek istiyorsun ?
 


 

“BU KADAR SALAK KADININ BİR ARAYA GELECEĞİNİ TAHMİN ETMİYORDUM! AZGIN KADINLAR FESTİVALİ!”

Bugünkü Vakit Gazetesi’nde öyle bir yazı var ki; içi kadınlara ve gazilere hakaretten geçilmiyor.

Vakit Yazarı Abdurrahim Karakoç, ‘Kadınlar Günü’nü yazdığı’ yazıda, kadınlara ’salak’, ’sokakta babasız çocuk yapar’; gazilere ise ‘kalpaklı soytarılar’ , ‘zavallılar’ gibi birçok ağır söz kullandı.

Odatv.com olarak Abdurrahim Karakoç’un Vakit’te çıkan bu hakaret kusan yazısını aynen yayınlıyoruz:

‘Tahsil görmüş hıyardan cacık yapar ‘uygar’ım

Keser yaşlı eşeği, sucuk yapar ‘uygar’ım

Miting miting gezmekten hiç uğramaz evine

Ve sokakta babasız çocuk yapar ‘uygar’ım

AZGIN KADINLAR FESTİVALİ 

Bir daha hayret ettim açıkçası..

Kadınlar Günü münasebetiyle bu kadar salak kadının bir araya geleceğini tahmin etmiyordum.

Kadınlar Günü’nde kadın haklarının yasağı devam etsin diye bağıran , höyküren kadınlar salak değilse, nedir?

Başörtüsünden alıp veremediklerini de bilmemize imkan yok. İddiaları ‘uygar’ oldukları.. Despotlularına diyecek yoktur. Seviyesizlikte ıcığı/cıcığı  bir televizyoncu, yasakçı, salak kadınları meydanlara indirip robotlar gibi kullanıyor.

Beni en çok üzen, yasakçı kafadaki o salak kadınların ay-yıldızlı nazlı bayrağımız miting alanlarında sağa sola saldırmaları. Dahası ise istismar ederek, bayağılaştırmaları.Giden hafta değindim bu konuya..

Bayrak her yerde gelişigüzel sallanacak bir flama değildir.

Kim ki  yılın 12 ayınca balkonuna bayrak asıyorsa, mitinglerde mendil sallar gibi bayrak sallıyorsa, kesinlikle sahtekardır.

Kesinlikle sahtekarlara alet olmaktadır. Hele bir de güya ‘Gazi’ denilen başları kalpaklı bazı soytarılar var ki onlar beni tiksindiriyorlar..

Ne gaziliği bre zavallılar ?

Siz olsanız olsanız TV ekranlarında görülmek için hiçbir değeri tepelemekten çekinmeyen ahmaklarsınız. Ellerinizde taşıdığınız bayrağıma, yazık ediyorsunuz.

‘Başörtüsü yasaklansın’ mitinglerinde sizin ne işiniz var ?

Maraş’ın kurtuluşunu niçin bilmiyorsunuz ?İşgalci Fransız askerleri Maraş’lı kadınların peçelerini açınca; Sütçü İmam isimli kahraman gerekli derslerini vermişti.. İşte gaziliğin en büyük timsali.Sütçü İmam imanı ev ruhu var mı sizde?

Başörtüsü düşmanlarının, kaos karıştırıcılarının, İslam muhaliflerinin düzenledikleri toplantılarda ne arıyorsunuz, söyler misiniz ?

Alnında ay-yıldız bulunan kalpak giymek sizleri gerçekten gazi mi yapacak ?

Geçin o hayali..

Şuan bakar mısınız ?

Yasakçı gazi..Başörtüsüne muhalif gazi..

Ekmek arası dönere figüranlık yapan edepsizliği, ahmaklığı şiar edinen gazi öyle mi ?
Hayır, hayır, olamaz..

Bu saydığım menfi durumlar gazi değil, cins tazı bile kabullenemez.

Ha, yukarıda belirttiğim ‘yasakçı’ kadınlar..

Ha sizler gibi ahmak zavallılar.

Nineniz, ananız, hanımınız, kardeşiniz yok mu sizlerin ?

Olmasa bile hürriyet anlayışınız da mı yoktur..

Kendiniz için istemediğinizi niye başka kardeşleriniz için istersiniz .. Belirli bir ücret mi ödüyorlar salaklığınıza  mukabil?

Amma boşuna yoruluyorsunuz.Gün gelecek, o sallama aleti zannettiğiniz bayrağımız layık olduğu zirvelere dikilecek ve hiç inmeyecektir.

Hangi maksatla olursa olsun siyaset arenasında değeri düşürülen bayrağımız kirli ellerden mutlaka kurtulacaktır..

Söyler misiniz, ‘KadınlaR günü’ diye bildiğiniz günün ilk kurucusu kimdir ?Nerden bileceksiniz ?

Zıpçıktı günlerin tamamı ya bir papaz, ya bir rahibe, ya bir haham tarafından sokulmuştur düşünce defterimize..

Bu ayın 19’u Çarşamba Mevlid Kandili’dir.

Muhtemelen burnunuzu kıvırıyorsunuz. Çünkü İslam’a karşı düşmanca tavır sergileyenler sizleri iğfal etmişler.

Ramazan Bayramı’na ‘şeker bayramı’ lakabı takan güruh, cahillikten mi öyle yapıyorlar ?

Hayır, hınzır gibi bilerek, Müslümanların kutsal günlerini ya zihinlerinden silmek, ya da makas değişikliği ile bilinmeze doğru sürüklemek içindir.

Dokunmayın bayrağıma! Dokunmayın hiçbir değerime.. 

KIYMETLİ ARKADAŞLARIM BAZILARINIZ BU YAZIYI NEDEN YAYINLADIK DİYE KIZIYOR,AMACIM BU SAKAT ZİHNİYETİN REKLAMINI YAPMAK DEĞİL AKSİNE TAKİYYE YAPARAK BİZLERİ NASIL KANDIRDIRMAYA ÇALIŞTIKLARINI BİR KEZ DAHA HEP BİRLİKTE GÖRMEMİZİ SAĞLAMAKTI HEPİNİZE SEVGİ VE SAYGILAR.

ey türk gençligi sitesi….

Posted in Tüm Yazılar | No Comments »

Sarı Öküz

Ocak 30th, 2008 by sitesahibi

Sarı Öküzün Öyküsü

Eski zamanların birinde bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış. Yaşarmış yaşamalarına ama civardaki aslanlar bir türlü rahat bırakmazmış onları.Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye.

Öküz dediğin öyle yabana atılır bir hayvan değil ki, bir araya toplandılar mı kolayca defetmesini bilirlermiş o koca aslanları. Gerçi bir iki sıyırık alırlarmış ama.. yine de boyun eğmezlermiş aslanların zorbalığına. Gün geçtikçe aslanları almış bir kaygı.

Ancak tavşan, fare gibi küçük hayvancıklarla beslenir olmuşlar. Git gide güçten düşmüşler. Eee, aslan bu, hiç fareyle doyar mı.

- ‘Her halde bize bu otlağı terk etmek düşüyor’ demiş Aslanlardan birisi. - ‘Evet’ diye tasdik etmiş diğerleri.

Nereye gideriz diye düşünürlerken ‘bir dakika’ diye bir ses duymuşlar gerilerden. Herkes dönüp bakmış sesin geldiği tarafa. Sürünün en çelimsiz, ama kurnaz mı kurnaz bir ferdi olan Topal Aslan’mış söze atılan.

-’Hayır’ demiş, ‘hiç bir yere gitmiyoruz. Siz bana bırakın, ben hallederim

bu işi.’

İnanmamış kimse ona ama haydi bir şans verelim ne çıkar diye düşünmüşler. O da almış yanına bir iki aslan gitmiş öküzlerin yanına. Beyaz bayrak çekmeyi de unutmamış. Öküzlerin lideri olan Boz Öküz başta olmak üzere beş irikıyım öküz yaklaşmış onlara. Sormuşlar ne istediklerini.

Topal aslan başlamış konuşmaya. Bir yandan da Boz Öküz’ün sivri Ve kocaman boynuzlarına bakıp ürperiyormuş.

- ‘Saygıdeğer öküz efendiler’ diye başlamış lafa. ‘Bugün buraya sizden özür dilemek için geldik. Biliyorum sizleri çok defa incittik, kimbilir kaçınızda şu pençemin izi vardır. Ama inanınız bunların hiç birini isteyerek yapmadık. Biliniz ki biz aslanlar barışçı bir milletiz. Hele öküzlerle hiç bir alıp vermediğimiz olamaz. Ancak evet size defaatla saldırdık, ama niye biliyor musunuz? Hep o sizin aranızdaki Sarı Öküz yüzünden. Onun rengi öyle sizinkiler gibi değil ki. Gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başimızdan alıyor.Onu gördükmü ne kadar barışsever olduğumuzu unutup size saldırıyoruz,ve sürünüze zarar veriyoruz. Yoksa bizim sizinle hiç bir alıp veremediğimiz yok. Onun yüzünden hepiniz zarar görüyorsunuz. Bir türlü hayatınızdan emin rahat rahat otlayamıyorsunuz, belki geceleri bile bizim kükrememiz sizin uykunuzu kaçırıyor. Bunların hepsi Sarı Öküz’ün suçu. Verin onu bize, siz kurtulun, biz de barış içinde yaşayalım’ demiş.

Boz Öküz,diğer önde gelenlerle görüşmek üzere geri çekilmiş. Hepsi de sıcak bakmışlar bu teklife. Bir tek yaşlı Benekli Öküz “olmaz” demiş ama kimseye dinletememiş sesini.

Zavallı Sarı Öküz kurban edilmiş aslanlara. Hepsi birden saldırmışlar zavallı öküzün üzerine. Bir ikisini fırlatmış üstünden ama bitkin düşmüş az sonra. Çırpınmış, haykırmış, yardım istemiş, yalvarmış, ama yokmuş onu işiten.

Diğerleri üzülmüşler üzülmesine ama elden ne gelir ki.Bütün sürünün selameti için bir öküz…,gerekliymiş bu.Gerçekten de günlerce sürüye hiç bir saldıran olmamış. Huzur İçinde geçer olmuş günleri.

Ama aslan milleti bu, ne kadar sabreder ki.Hele Öküz etinin tadını aldıktan sonra.”Acıktık” demişler Topal Aslan’a daha bir kaç hafta bile geçmemişken.

O da yine almış yanına bir kaçını, bir defa daha gitmiş Boz Öküz’ün yanına. - ‘Selam’ diye girmiş söze. ‘Gördünüz ya biz aslanlar ne denli uysal milletiz. Doğru kararınız için sizi bir daha kutlamak isterim. Siz de huzur içindesiniz, biz de. Ne mutlu. Yalnız buraya bunları söylemek için gelmedim. Büyük bir problemimiz var.’

- ‘Nedir?’ demiş Boz Öküz merakla..

-Şu sizin Uzun Kuyruk’ demiş Topal Aslan. “Öyle uzun bir kuyruğu var ki nereden baksak görünüyor. O kuyruğunu salladıkça bizim de aklımız başimızdan gidiyor. Gözümüz dönüyor, sürüye saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Halbuki siz öylemi ya, hepiniz normal kuyruklusunuz. Bir onun suçu yüzünden korkarım hepiniz zarar göreceksiniz. Gelin verin onu bize bu mevzuyu burada kapatalım. Eskisi gibi barış ve sevgi içinde iki taraf da hayatını sürdürsün.

Boz Öküz yine istişare yapmış sürünün ulularıyla. Yine sadece Benekli Öküz olmuş karşi çıkan. Hepsi de “verelim gitsin” demişler.İstişare daha da kısa sürmüş bu defa. Dışlamışlar Uzun Kuyruk’u sürüden. Saatler sürmüş zavallının çırpınışları ama sonunda o da yenik düşmüş aslanlara.

Tekrar tekrar yinelenmiş bu olanlar. Her geçen gün daha da semirmiş aslanlar. Alabildiğince güçlenmişler. Öküzlerse her geçen gün daha da zayıflamışlar, seyreldikçe seyrelmişler. Aslanlar küstahlaştıkça küstahlaşiyorlarmış. Artık bir sebeb bile söyleme gereği duymuyorlarmış.’Verin bize şu öküzü yoksa karışmayız’ derlermiş sadece.

Zavallı öküzlerin hayır diyebilecek güçleri kalmamış. Hepsi birer birer can veriyorlarmış aslanların pençesinde. Boz Öküz de aralarında olmak üzere bir kaçı kalmış en sona. “Ne oldu bize, ne zaman kaybettik bu harbi aslanlara karşi, oysa ne kadar da güçlüydük?” diye sormuş biri Boz Öküz’e.

-”Biz” demiş Boz Öküz gözleri nemli ve sesi pişmanlıkla titreyerek

-’Sarı Öküzü verdiğimiz gün kaybettik bu harbi…’

Posted in Tüm Yazılar | No Comments »

« Previous Entries Next Entries »

 

oto kiralama araç kiralama kiralık araba kiralık araç evden eve nakliyat